Görünürlük Çağında Benliğin Çöküşü
Sosyal medya çağında benlik algımızın giderek daha kırılgan ve daha gösterişli bir hâle gelmesinin kökleri, aslında Freud’un yüzyıl önce ortaya koyduğu psikanalitik kuramda bulunabilir. Freud’a göre benlik, yani ego hem içsel dürtülerimizi dizginlemeye hem de toplumun beklentilerine uygun bir yüz göstermeye çalışarak hayatta kalır. Ancak modern dünyada bu denge zorlaşmış, egonun gerçeklik duygusu yer yer sarsılmıştır. Özellikle görünürlük ve onay üzerine kurulu dijital kültür, benliğin kendi üzerine katlanarak büyüdüğü; ama bir yandan da içsel olarak daha kırılganlaştığı paradoksal bir alan yaratmıştır.
Freud’un “şişmiş ego” dediği yapı, bireyin dışarıdan aldığı alkışı kendi değerinin tek ölçüsü hâline getirmesiyle ortaya çıkar. Ego genişledikçe kişi kendi gerçekliğini dış dünyanın aynalarında arar; içsel boşluk, dışsal gösterişle doldurulmaya çalışılır. Sosyal medya ise bu mekanizmayı besleyecek kadar hızlı, kolay ve sürekli yenilenen bir sahne sunar. Beğeni sayıları, izlenme oranları, takipçi artışları—her biri egoya bir dozluk “narsistik yakıt” olur. Kullanıcı ise gerçek benliği ile sosyal medya benliği arasında giderek derinleşen bir uçuruma sürüklenir.
Bugün milyonlarca insan, farkında olmadan Freud’un tarif ettiği bu büyümüş ama kırılgan egonun döngüsünde yaşamaktadır. Filtrelenmiş yüzler, kusursuz gözüken hayatlar, performansa dayalı ilişkiler… Hepsi bireyin kendini olduğundan daha değerli göstermeye çalıştığı ama bir yandan da en ufak eleştiride yıkılabildiği bir psikolojik zemini işaret eder. Sosyal medya, benliği güçlendiren bir araç olmaktan çıkıp, benliğin dışsal onaya bağımlı hale geldiği bir sahneye dönüşür.
Sonuç olarak, Freud’un kuramı bize şunu hatırlatır: Şişmiş egonun altında her zaman görülmemiş, anlaşılmamış, güvende hissetmeyen bir benlik vardır. Sosyal medya çağında yapılması gereken, bu kırılgan benlikten uzaklaşmak değil; onunla daha dürüst bir ilişki kurmak, görünürlük yerine sahicilikle bağ kurmayı yeniden öğrenmektir. Dijital dünyanın sunduğu aynalardan yansıyan imajlarla değil, kendi içsel deneyimimizle temas kurabildiğimiz ölçüde hem bireysel hem de toplumsal olarak daha sağlıklı bir benlik inşa edebiliriz.

1974 doğumlu olan Ebru Ertüreten, İzmir Fen Lisesi’nden sonra Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği’nden mezun olmuş, çalışma hayatı içerisinde iken de Boğaziçi Üniversitesi Executive MBA derecesi almıştır.
İş hayatında Lafarge, Alcatel, Ernst & Young gibi uluslararası firmalarda pazarlama ve danışmanlık kariyerini devam ettirmiş; Penti’nin Pazarlama Direktörlüğünün ardından büyük bağımsız reklam ajanslarından biri olan Vagabond’u yönetmiştir.

