Vizyon ve misyon

Ayşe Balgay     |  

Vizyon ve Misyon

Kurumsal kataloglardan hayatımıza giren iki kelime vizyon, misyon.

Çalıştığımız kurumlarda bu iki kavram için iyi bir zaman harcadık. Çalıştaylar düzenledik, konferanslar aldık, masamızdan, bilgisayarımızdan içeriklerini eksik etmedik. Bu iki kavramı çalıştığımız kurumlar için yerine getirmemiz gereken iş modelleri olarak gördük.

Ben çalıştığım kurumlara ne verdiğimi biliyorum ama bir zaman sonra “ben kurumdan ne alıyorum” u sorgulamaya başlarsınız ya vizyon ve misyon meselesine tam da buradan bakmak istiyorum. Bu kavramları hayatımda tam olarak nereye koyduğumu, bana ne kattığını ve nasıl kullanabileceğimi bir zaman sonra düşünmeye başladım. Aklımda mı kalacaklar hayatıma mı karışacaklar?

Hadi gelin neydi bu kelimeler bir hatırlayalım.

Vizyon genel manada gelecekte ulaşılmak istenen hedefleri ve bu hedeflere nasıl ulaşılacağını gösteren bir yol haritası olarak tanımlanıyor.

Misyon ise bir kurumun veya organizasyonun varlık nedenini, neden var olduğunu, ne yaptığını, kim için yaptığını ve bunu yaparken hangi değerleri benimsediğini açıklayan ve onun stratejik kararlarının temelini oluşturan, yöneticilerin, çalışanların ve paydaşların tüm faaliyetlerine rehberlik eden sistem olarak tanımlanıyor.

Her iki sistem de kurumu, organizasyonu geleceğe taşımaya odaklanıyor.

Sistemin icracılarını ise vizyoner ve misyoner olarak tanımlıyoruz.

Vizyoner, geleceği öngörebilen, yeni fikirler üretebilen, mevcut durumu aşarak daha iyi bir gelecek

tasavvur edebilen ve bu tasavvuru hayata geçirmek için ilham verebilen kişi;

Misyoner ise başkalarını belirli bir öğretiye ikna etmeye çalışan, onları bu öğretiye çekme amacını üstlenen kişileri tanımlamada kullanılıyor. 

Günlük yaşantımızda, hayallerimizde, gelecek tasavvurumuzda vizyon ve misyon listemiz pratikte yok. Ama hayatımıza dokunan insanlar var. Bir süredir ben hayatımın vizyon ve misyonunu yaşamıma eşlik eden insanların varlığı ile ilişkilendirir oldum. Seni bir kulvara alan, heyecan veren, cesaretlendiren, ilham olan… Dönüp geriye baktığımda hayatıma kattığım insanlarda bu sorgulayıcılığı yapmadan mı aldım yaparak mı aldım sorusunu kendime sormaya başladım. Fark ettim ki aslında bunu sormadan hayatıma aldığım çok insan olmuş. Veya içine doğduğum doğal çevrede bunu hiç yapma gereği duymamışım. Ama acaba doğru mu yapmışım.

Bir farkındalık anı oluşur ve artık kararlarınızda bir başkalaşma yaşarsınız ya evet sanki bugüne kadar yapmadığım bu duruşu değiştirmem gerekiyordu.

Bundan sonrasında hayatımın vizyoner ve misyonerleri var artık. Beni nasıl büyütüyor, bana nasıl ilham veriyor. Benim eksik olan neyimi tamamlamada yardımcı oluyor. Beni nerede cesaretlendiriyor. Bu gözlüğü takmaya başladım…

Lise arkadaşım, eski meslektaşım, komşum değil artık insanlar benim için. Sanat perim, eğitim koçum, huzurum, çılgın finansçım, ruh ikizim.

Bu gözlük bana şimdiden daha iyi gelmeye başladı bile. Yaslanın arkanıza bir de bu gözlükle bakmaya başlayın hayatınıza…

Ayse Balgay 150x150
Ayşe Balgay
Danışman

1974 doğumlu olan Ayşe Balgay Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünden mezun olmuştur. 1996 yılında Şekerbank İstanbul Karaköy Merkez Şube Pazarlama bölümünde MT olarak çalışma hayatına başlamış, 1998 yılında Şeker Leasing A.Ş.’nin kuruluşu aşamasında yapılan teklif ile çalışma hayatına Leasing Kredi Tahsis ve İzleme departmanında devam etmiştir.

(Ayrıntı için tıklayın...)

Yorumlar devre dışıdır