Mimarlik ve yoga

Can Dündar   |  

Mimarlık ve Yoga

Mimarlıkla yoganın birbirinden ne kadar uzak göründüğünü hepimiz biliyoruz ama ben zamanla bu iki alanın aslında aynı temeller üzerine kurulu olduğunu fark ettim: sabır, dinginlik ve denge. Biri dış dünyada mekânlar inşa ediyor, diğeri iç dünyada bir alan açıyor ama ikisi de aynı yerden besleniyor.

Mimarlıkta hiçbir şey bir anda olmuyor. Bir fikrin doğması, çizilenlerin oturması, detayların şekillenmesi ve sonunda gerçeğe dönüşmesi uzun bir yolculuk. Tasarımın en belirleyici kısmı da tam bu görünmeyen zaman diliminde yaşanıyor aslında. Sabır bu süreçte sadece beklemek değil; fikir olgunlaşırken senin de onunla beraber büyümen demek. Yoga da tam olarak böyle bir süreç. İlk denemede hiçbir poz tam oturmaz, nefes bir anda akmaz ama zamanla beden çözülür, zihin sakinleşir ve fark etmeden bir bütünün içine yerleşirsin.

Dinginlik kısmı ise ikisinin de kalbinde. Günlük hayatın kaosunda bazen iyi tasarlanmış bir mekân bir tür sığınak oluyor insana. Işığın içeri dolma şekli, bir duvarın oranı, bir kapıdan geçerken hissedilen ferahlık… Bunların hepsi bir şekilde içini sakinleştiriyor. Yoga da aynı dinginliği içeriden kuruyor. Dışarıda hiçbir şey değişmemiş olsa da nefesin ritmini bulduğunda içeride sessiz bir merkez beliriyor. Mimarlık da yoga da insana bu merkezle yeniden buluşma şansı veriyor. Biri taşla, ışıkla, mekânla yapıyor bunu; diğeri nefesle, bedenle, farkındalıkla.

Ve en sonunda denge… Mimarlıkta denge çok somut bir şey: yapının ayakta kalması, oranın doğru kurulması, ışığın mekâna dengeli yayılması… Yogada ise bu denge içten geliyor. Bedenin, zihnin ve nefesin aynı ritimde buluştuğu o an. Bir bina dengede olduğunda huzur verir; aynı şekilde bir beden dengede olduğunda da o huzur içeriden yükselir.

Benim için mimarlık hiçbir zaman sadece bir meslek olmadı. Dünyayı anlamanın, hissetmenin ve anlatmanın bir yolu oldu. Yoga ise bu dünyayı içeriden dengelemeyi öğretti bana. İkisini yan yana koyduğumda anladım ki sabır, dinginlik ve denge sadece güzel kavramlar değil hem yaşam biçimim hem de tasarıma yaklaşımımın özünü oluşturuyor. Biri dış dünyamı, diğeri iç dünyamı şekillendiriyor. Ve belki de en güzeli, bu ikisi birbirini sessizce tamamlıyor.

Can dundar 150x150
Can Dündar
Danışman & Eğitmen

1987 doğumlu olan Can Dündar, Maltepe Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü’nden 2009 yılında mezun olduktan sonra, 2010 yılında mesleki kariyerime adım attı. Mezuniyetinin ardından farklı mimarlık ofislerinde çalışarak hem sektörü yakından tanıma hem de kendimi geliştirme fırsatı buldu.

2012 yılında kendi yolunu çizerek SMART TASARIM adını verdiği kendi mimarlık ofisini kurdu.

(Devamı için Tıklayınız)

Yorumlar devre dışıdır