Zeytin dali uzatmak hayata aska ve altin damlalara yeniden yer acmak

Esra Eren     |  

Zeytin Dalı Uzatmak

Hayata, Aşka ve Altın Damlalara Yeniden Yer Açmak

Hayat bazen o kadar çok yorar ki insanı, kendi içine çekilip kapıları sürgülemek en güvenli liman gibi görünür. Tıpkı zeytin ağacının susuzlukla, rüzgârla imtihan edildiğinde meyvesini içine kapatıp küsmesi gibi… Ama sonra bir yağmur düşer toprağa, bir el değer o gümüş yapraklara; işte o an başlar asıl hikâye. Geçen ay “Zeytinyağının Küskün Çocukları” demiştik ya hani; işte şimdi o çocukların ellerindeki zeytin dallarıyla hayata yeniden merhaba deme vakti.

Bir yudum aşk ve zeytin dalı…

Aşk da zeytinyağı gibidir; sabır ister emek ister ve en önemlisi doğru sıcaklığı bekler. Fazla ısıtırsan yakarsın, soğuk bırakırsan donar kalır. Tıpkı o ilk sıkım sızma zeytinyağının genzi yakan ama kalbi ferahlatan o meyvemsi tadı gibi, gerçek bir aşk da insanın ruhunda hem bir iz bırakır hem de iyileştirir. Eskiden küskün olan o üreticiler, aslında toprağa sevdalı olup da karşılığını alamayan kalbi kırık aşıklardı. Şimdi ise o küskünlüğü bir kenara bırakıp hayata bir zeytin dalı uzatma zamanı.

Hayatın önümüze koyduğu virajlarda, bazen evlatlarımızla yeni yollar çizerken, bazen de bir ayrılığın ardından kendimizi yeniden inşa ederken aslında her gün o zeytin dalını kendimize uzatıyoruz. Zeytinyağı nasıl ki en sert sebzeyi bile yumuşatıp sofranın baş tacı yapıyorsa; nezaket, öz şefkat ve biraz da umut, hayatın en sert köşelerini öyle yumuşatıyor.

  • Sabır: Zeytin ağacı on yıllarca bekler meyve vermek için; aşk da olgunlaşmak için zaman ister.
  • Arınma: Yağ, posasından ayrıldıkça parlar; insan da yüklerinden kurtuldukça hafifler.
  • Şifa: Zeytin sadece karın doyurmaz, yarayı kapatır; sevgi de ruhun en derin çatlaklarını onarır.

Bu yazı, sadece bir zeytinlik hikâyesi değil; bu, kendi içimizdeki o verimli toprağı yeniden ekme hikâyesi. Elimizde bir dal zeytinle; geçmişin kırgınlıklarına, bugünün yorgunluklarına ve yarının belirsizliğine karşı dimdik durma sanatı.

Çünkü biliyoruz ki; iyi bir zeytinyağı nasıl ki ışığı görünce parlıyorsa, umutla bakan bir göz de hayatın içindeki o mucizeyi mutlaka bulur.

Bu ayın notu: “Hayat, tıpkı sızma bir zeytinyağı gibi hem biraz yakıcı hem de fazlasıyla şifalı…”

Esra Eren 150x150
Esra Eren
Danışman & Eğitmen

1980 yılında İstanbul’da doğdu. 2006 yılında Maltepe Üniversitesi Mimarlık-Mühendislik Fakültesi İç Mimarlık Bölümünden mezun oldu. Erken yaşlarda başlayan zeytinyağı ve yemeğe olan tutkusunu 2018 yılında ONAOO Zeytinyağı Tadım Uzmanlığı’ndan (İtalya), 2022 yılında da Usla Akademi Aşçılık Bölümü’nden mezun olarak sürdürdü.

(Ayrıntı için tıklayın...)

Yorumlar devre dışıdır