Peru dan gunlukler

Peru'dan Günlükler

Bir gün etnik malzemelerin satıldığı bir Peru pazarına katılacaktık.

Her gittiğimiz yer kutsal her adım tanıdıktı.

Sokakları Turist Ömer gibi gezilen hissi eğlenceli hissettiriyordu. Heyecan vardı gezdikçe iyi geliyordu dolaşmak. Her suret bilindik her anlatımdaki değerler kültürler aynıydı. Hiç yabancılık hissetmedik. İçimizdeki gücü hatırlatıyordu her adım. Şifacı kimliğimiz damarlarımızdaki asil kan gibi belli, mevcut ve daim olduğunu hatırlatıyordu.

Belli bir saatte otobüs çevresinde toplaşılacaktı ancak zamanında gelmeme rağmen orada sadece 5-6 arkadaşımız vardı. Ben de herkes tam toplanmamış o zaman aynı sokaktan girip kaldığım yerden alışverişe devam edeyim dedim.

Bir yandan da arkama sokağa çıkıp bakarak ara sokaktan kontrol ediyordum hala gelen giden yoktu servis otobüsünün çevresine.

Sonra tek derdim olan yakın bir dostumun istediği alpaka pançoyu almaktı ve zannediyordum ki tek pazar alışverişi yapacağımız yer burası ve başka da şansımız yok.

Bu sebeple, dünyanın en ucunda olarak almak alamamakın stresi vardı üzerimde.

Bir han gibi açık alana girdim. Öncesinde de o çanta, bu bileklik derken almam gerekenleri keyifle buldum alışverişimi yaptım. Sonra o açık alandaki han gibi mağazaların olduğu sokak sokak olan bir yere girdim. Paralellikle hepsi açık mağaza olan birbirini gören açık alanlardaki tezgahlar vardı ve bir türlü kendime almak istediğim alpaka pançoyu bulamıyordum. Arkadaşıma almış başka da bulmuş ancak tam rengârenk olanı bulamamıştım.

Ta ki bir mağazaya girene kadar… İçeride tam Kızılderili gibi bir şaman tüccar vardı. Gösterdiği ürünler güzel ancak çok pahalıydı. Birkaç tane alsam mı diye düşündüğümden ekonomik nedenlerle alamayacağım için üzüldüm. Sonra şaman adam, beni mağazanın ikinci bölmesi olan bir alana davet etti. Burada da başka ürünler var dedi. İçeri girince başımı kaldırdım ve muhteşem alpaka pançoları gördüm. Bir tanesine kitlendim, âşık oldum ve askıda duran pançoyu eteğinden kumaşına dokunmak için tuttum. Tutar tutmaz birden üstüme düştü ve ağlamaya başladım ve göz yaşları içerisinde kaldım. Sebepsizce ağlıyorum şaman bana bakıyor ve soruyor:

-Ne oldu neden ağlıyorsunuz?

Ben de diyorum ki:

-Bilmiyorum tuttum üstüme düştü hatta kucağıma.

Ve ağlamaya devam ediyorum. Şaman adam dedi ki:

-Ben anlıyorum enerjisinden etkilendiniz ve siz birbirinizle buluştunuz.

O an üstüme giydim dedim ki:

-Ne kadar ağırmış bunu taşımak ancak tam istediğim gibi bir şaman alpaka pançosu.

Adam geldi birbirimize sarıldık ve şükür halinde huzurla, tamamlanmışlık hissiyle oradan çıktım.

Birden saate baktım ve gözlerime inanamadım saat 16:55 olmuştu tam 1 saattir o sokaklarda zaman ve mekân mevhumu kalkmış ve gayb alemini gezen bir ruhsal varlık gibi dolaşmıştım.

Ben buna inanamazken tarihçeye baktığımızda, o sokakların insanı büyülediğini ve zaman/mekân algısını karıştırdığını öğrendim.

Canan Tutuncukara 2 150x150
Canan Tütüncükara
Danışman, Eğitmen & Koç

1981 doğumlu olan Canan Tütüncükara, Gökdil Koleji’nden mezun olduktan sonra, İstanbul Bilgi Üniversitesi Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi’nde bölüm temsilciliğinin yanı sıra, gönüllü iş birliğiyle bir vakıfta ‘Çocuklarla Uygulamalı Tiyatro ve Drama Metin Yazarlığı’ yapmıştır. BİLGİ MAP lisans eğitimi ardından, BİLGİ HRM-İnsan Kaynakları Yönetimi yüksek lisansını, Gestalt Koçluğu ve İK Organizasyon Yönetimi eğitimlerini “Türkiye’deki Koçluk Sektörü” konulu proje teziyle başarıyla tamamlamıştır. (Devamı için Tıklayınız)

Yorumlar devre dışıdır