Para Ağacı
Bu başlığı atarken Kanadalı yazar Phoebe Gilman’ın 1984 yılında yayımlanan “The Balloon Tree” çocuk kitabından esinlendim. Kitapta, bir çocuğun dileğinin yerine gelmesiyle, efsanevi bir şekilde peş peşe uçan balonlar üretmeye başlayan büyülü bir ağaçtan bahsediliyordu. Utademy’deki bu ilk yazımda, gayrimenkul yatırımını hâlâ böyle “kendiliğinden para üreten bir balon ağacı” gibi görmek isteyen yatırımcı adaylarının dikkatini özel olarak çekmek istedim.
Bizim sosyolojik iletişim kodlarımızda bir anlayış vardır; bir ortama girip yeni insanlarla tanıştığınızda mesleğinize göre hemen derdine çare arayan soru serileri başlar. Örneğin bir hekimseniz, “Aman hocam, sizi Allah gönderdi; benim günlerdir şu ağrım var…” Avukatsanız, “Ah! Kul sıkışmadan Hızır yetişmezmiş, bizim başımızda da bir iş var ki…”
Ben de yeni tanıştığım insanlara, “Gayrimenkul Değerleme Uzmanıyım” deyince, “Aman Hocam! Sizi gökte ararken yerde bulduk. Bizim paramız var, İstanbul’da yer bakıyoruz, nereden alalım?”
Alt okuması yaparsak, “Para ağacı nerede yetişir? Hemen söyleyiver!” Bu gibi durumlarda, genellikle şu karşılığı veririm: Bizim meslekte, ayaküstü yatırım tavsiyesi vermek pek uygun düşmez, üzerinde çalışmak gerekir.
Ama yine de o sohbette ısrar edilirse, bazı temel verileri paylaşabilirim. Mesela, Beşiktaş’ta evlerin kira parasıyla yatırım geri dönüş süresi uzun, Kartal’da orta, Sultanbeyli gibi az gelişmiş bölgelerde ise daha kısadır.
Ben böyle söyleyince de yatırımcı adayı yeni dostumuzun morali bozulur: “Ya Hoca, şurada mis gibi Beşiktaş dururken, bize Sultanbeyli’yi mi diyorsun? Bir de bu işlerden anlarım diyorsun! ”
Benim klasik cevabım da: “O zaman bana sormayın. Siz beğendiğiniz yerden, beğendiğiniz mülkü alın. Ben bu işi uygun yöntemlerle yapıyorum; elimdeki verilere göre yorum yapabilirim. Kristal küreye bakıp ‘şuradan alın’ diyemem.”
Gayrimenkulde ‘nereden almalı?’ sorusu hiç bitmez. Televizyonda, medyada gördüğümüz bazı sektörel tartışmalar maalesef spekülatif ve dayanaksız olabiliyor.
“Peki Hocam, senin önerin nedir?” diyenleri ise akılcı yaklaşıma davet ediyorum. Gayrimenkul yatırımı şans oyunu değildir. Güncel veri, doğru bilgi, iyi araştırma ve ince hesap yapmak – yani matematik gerektirir. Ama buradaki matematik, ekonomi kanallarında çok sevilen eksponansiyel grafiklerle ya da Fibonacci Serileriyle filan ilgili değildir. Bizim için, hakkını vererek, doğru biçimde kullanılacak 4 işlem matematik bilgisi yeterlidir.
Yatırım diyorduk; peki gayrimenkul yatırımında neye dikkat edilmelidir? Bu noktada herkesin beklentisi kendi şartlarına göredir. Gayrimenkulde tek bir doğru yoktur; konjonktür vardır. İyi bir yatırım, iyi stratejik programla ve gerçekçi beklentilerle karşılık bulur. Bunun için de yatırımcıların makul beklentilerini, piyasa gerçeklerini ve riskleri doğru biçimde analiz etmek gerekir.
Maalesef ülkemizde yatırımcı sabırsızdır. Bir yere para bağladığında, çabucak geri dönmesini ister. Çok eskiden tanıştığım bir emlak danışmanı şöyle betimlemişti: “Tohum ektiğinin ertesi günü koşarak gelip ağaç büyüsün, meyve versin de yiyelim” diye heyecanla beklemeye başlar.
Gayrimenkul yatırımı da tıpkı diğer sektörlerde olduğu gibi sabır gerektirir. Kolay lokma, yani İngilizcedeki tabirle “Low Hanging Fruits” yoktur. Zaten öyle bir kolaylık vaat ediliyorsa, arka planda bir risk vardır.
Geçtiğimiz ay, doktora yıllarımdan sınıf arkadaşım Prof. Yener Coşkun’un bir köşe yazısında şunu okudum, çok hoşuma gitti: Fareye demişler ki, “Bak orada büyük bir peynir parçası duruyor, gidip alsana!” Fare bir peynirin büyüklüğüne bir de yolun kısalığına bakmış, “Bu işte bir tuhaflık var” demiş.
İşte gayrimenkulde de kısa yoldan büyük lokmayı hedefleyen yatırımcı adayları mevcut; başka bir deyişle, Para Ağacını arayanlar.
Kapanışı yaparken siz değerli okuyucularımıza sormak isterim: girişte bahsettiğim hikâyedeki çocuk siz olsaydınız, kendiniz için ne ağacı dikmek isterdiniz?

1976 doğumlu olan Esen, Ankara Yükseliş Koleji’nin ardından 2000 yılında ODTÜ Mühendislik Fakültesinde lisansını, 2003 yılında da University of Illinois – Chicago’da da MBA yüksek lisansını tamamlamıştır. 2004’te gayrimenkul sektörüne adım atmış, 2006 yılına kadar Nurol GYO bünyesinde görev yapmıştır.
2006 yılından itibaren Ankara’da Öncü Kentsel Dönüşüm firmasında proje fizibilitesi ve matematiksel modelleme konularında çalışmıştır. 2015-2018 yılları arasında Alman REC Partners GmBH’nin Türkiye’deki çözüm ortağı olarak alışveriş merkezi, turistik tesis, kentsel yenileme gibi büyük ölçekli proje değerleme faaliyetlerinde bulunmuştur.

