Alp Met |
Kusurun Hakikati
Bazı dönem filmleri vardır; dekoru dekor gibi değil de sanki gerçek gibidir. Duvar boyası dökük, sokak lambası cılızdır. Ama tam da bu yüzden içine çekilirsiniz. Çünkü o dünya size “kusursuzum” demez; “yaşanmışım” der.
The Godfather’ın İtalyan mahallesi böyledir mesela. Mahalleye ilk bakışta o zamanda çekilmiş bir belgeselden alınmış görüntüler gibi gelir. Amaç o hissi izleyiciye geçirmektir.
Japon estetik felsefesi wabi-sabi’yi duymuşsunuzdur. Wabi-sabi, kusurun değerli çünkü yaşamın kendisi gibi hakikat olduğunu kabul eder. Eskimişliğin, aşınmışlığın, tamamlanmamışlığın otantikliğini savunur.
Masumiyet Müzesi’nin geçtiği dönemi ben kısmen yaşadım. O İstanbul wabi-sabi’ye daha yakındı. Kaldırımlar bakımsızdı; taş aralarında su birikirdi. Sokak lambaları bugünkü gibi güçlü ışık vermezdi; sarı ve sönüktü. Eski Amerikan arabaları vardı ama koleksiyonluk değildi.
Golden Goose markasının dünya çapında fenomen olması da tesadüf değildir. Tıpkı dönem filmindeki başarıyla canlandırılmış evren gibi her üründe kişiye özel gibi görünen bir yıpranmışlık vardır.
Wabi-sabi bize şunu söyler: Kusur, varoluşun kanıtıdır.
Aşınma, zamanın imzasıdır.
Hakikat neden güçlüdür? Çünkü iz taşır. El yapımı bir masanın köşesindeki hafif eğrilik, ona dokunan ustanın varlığını hatırlatır.
Diyelim ki bir şirkette işe başladınız.
Camlar pırıl pırıl. Herkes ölçülü gülümsüyor. Cümleler fazla düzgün. “Gerçek olamayacak kadar kusursuz” bir atmosfer.
İlk anda etkileyici. Ama bu kadar pürüzsüzlük insani değil. İnsani olan hafif dağınıktır. İnsan çalışırken yorulur, hata yapar, sesi bazen titrer. Bu izler güven üretir. Çünkü el yapımıdır.
İnsan ilişkileri de böyledir.
Karşınızdaki kişi kusursuz görünüyorsa, hep doğru cümleyi kuruyor, hiç yorulmuyor, hiç çelişmiyorsa… İlk anda hayranlık uyandırır. Ama bağ kurdurmaz. Çünkü bağ, kusursuzluktan değil, kırılganlıktan doğar.
Kusur yoksa, hikâye de yoktur. Hikâye yoksa güven yoktur.
Sanatta da, şirkette de, ilişkide de aynı yasa geçerlidir:
Wabi-sabi’nin diliyle söylersek:
Tam olmayan daha insandır.
Kırık olan daha gerçektir.
El yapımı olan daha güvenilirdir.
Ve insan, hayran olduğu kusursuza değil; hikâyesi olan hakikiye bağlanır.

Alp Met, 30 yılın üzerindeki profesyonel kariyer yaşamında; Koç Topluluğu ve Turkcell Grubu’nda başta satış olmak üzere, pazarlama, kurumsal iletişim ve müşteri hizmetleri alanlarında orta ve üst düzey yöneticilikler yapmıştır.
Met, Profesyonel kariyerinin yanısıra;2016 yılından bu yana kendisinin geliştirmiş olduğu TED konuşmaları, nöro marketing ve hikâye anlatımı prensipleri üzerine yapılandırılmış “Hikâye Anlatıcılığı ile İkna Edici Sunum Atölyesi” eğitim programını gerçekleştirmektedir.

