İş Yerindeki Toksik İlişkiler ve Kadınlar
Kurumsal dünyada başarı çoğu zaman performans, hedefler ve liderlik becerileri üzerinden konuşulur. Ancak şirketlerin gerçek dinamiklerini belirleyen başka bir faktör daha var: İnsan ilişkileri.
Özellikle kadın çalışanlar açısından bakıldığında, iş hayatındaki bazı ilişkiler zamanla toksik bir dinamiğe dönüşebilir. Bu durum çoğu zaman açık bir çatışma şeklinde değil; daha örtük, psikolojik ve sistematik davranışlarla ortaya çıkar.
Bu nedenle kurumsal yapılarda konuşulması gereken önemli konulardan biri şudur:
Toksik ilişkiler çalışanların psikolojisini ve performansını nasıl etkiliyor?
Toksik ilişki sadece romantik ilişkilerde görülmez. İş yerinde de belirli davranış kalıpları üzerinden gelişebilir.
Kurumsal ortamlarda sık görülen bazı örnekler şunlardır:
- Sürekli değersizleştirme ve küçümseme
- Başarıyı görünmez kılma
- Kronik eleştiri ve hataya odaklanma
- Gaz aydınlatma (gaslighting) olarak bilinen gerçekliği çarpıtma • Çalışanı sürekli kendini kanıtlamak zorunda bırakma
Bu tür davranışlar çoğu zaman liderlik, disiplin veya yüksek standart gibi kavramların arkasına saklanabilir.
Ancak psikoloji literatürü bu durumların çalışanların stres sistemini ciddi biçimde etkilediğini göstermektedir.
Örneğin Harvard Üniversitesi’nden sosyal psikolog Amy Cuddy, iş yerindeki psikolojik güvenlik üzerine yaptığı çalışmalarında şu noktaya dikkat çeker:
“İnsanlar kendilerini değersiz veya tehdit altında hissettikleri ortamlarda potansiyellerini kullanamazlar.”
Bu durum yalnızca bireysel değil, kurumsal bir verimlilik sorunu da yaratır.
Araştırmalar iş yerinde psikolojik baskının özellikle kadın çalışanlar üzerinde daha yoğun hissedilebildiğini göstermektedir. Bunun birkaç nedeni vardır:
- Görünmez performans baskısı
Kadınların kendilerini sürekli kanıtlama ihtiyacı hissetmesi.
- İlişkisel manipülasyon
Açık çatışma yerine dolaylı iletişim ve sosyal dışlama.
- Duygusal emeğin görünmezliği
Ekip içi dengeyi koruma sorumluluğunun çoğu zaman kadınlara yüklenmesi.
- Narsistik liderlik dinamikleri
Bazı yöneticilerin çalışanları değersizleştirerek kontrol kurması.
Bu noktada problem çoğu zaman bireysel değil, sistemik bir ilişki dinamiği haline gelir.
Uzun süreli toksik iş ilişkileri çalışanlarda şu sonuçları doğurabilir:
- Kronik stres ve tükenmişlik
- Karar verme güçlüğü
- Kendine güven kaybı
- İşten ayrılma eğilimi
- Yaratıcılık ve üretkenlikte düşüş
Bu nedenle günümüzde birçok organizasyon artık yalnızca performansı değil, psikolojik güvenlik kültürünü de ölçmeye başlamıştır.
Kurumsal hayatta toksitiseyi anlamanın en kritik noktası şudur:
Sorunun yalnızca performansla açıklanamaması.
Eğer bir çalışan sürekli şu duyguları yaşıyorsa:
- “Yeterince iyi değilim”
- “Her şey benim hatam”
- “Ne yaparsam yapayım yetmeyecek”
burada çoğu zaman bireysel bir yetersizlik değil, ilişkisel bir dinamik söz konusudur.
Bugün birçok kurum çalışan bağlılığını artırmak için stratejiler geliştiriyor. Ancak gerçek dönüşüm çoğu zaman şu soruyla başlar:
Çalışanlar kendilerini psikolojik olarak güvende hissediyor mu?
Sağlıklı bir kurumsal kültür;
- Açık İletişim,
- Psikolojik Güvenlik,
- Sınırların Korunması
- Karşılıklı Saygı
üzerine kuruludur.
Deneyimlerime göre; “Toksik ilişkiler çoğu zaman açık saldırılarla değil, kişinin gerçekliğini yavaş yavaş aşındıran psikolojik süreçlerle ilerler.” Bu nedenle kurumsal dünyada liderlik kadar ilişki kültürünün de konuşulması gerekiyor. Kurumsal başarı yalnızca strateji, finans veya teknolojiyle belirlenmez. Şirketlerin sürdürülebilir başarısı için şu soruya cevap vermeleri gerekir:
Çalışanların bulunduğu ilişkisel ortam gerçekten sağlıklı mı?
Çünkü toksik ilişkiler yalnızca bireyleri değil, kurumların potansiyelini de sınırlayan görünmez bir maliyet yaratır.

1974 doğumlu olan Ebru Ertüreten, İzmir Fen Lisesi’nden sonra Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği’nden mezun olmuş, çalışma hayatı içerisinde iken de Boğaziçi Üniversitesi Executive MBA derecesi almıştır.
İş hayatında Lafarge, Alcatel, Ernst & Young gibi uluslararası firmalarda pazarlama ve danışmanlık kariyerini devam ettirmiş; Penti’nin Pazarlama Direktörlüğünün ardından büyük bağımsız reklam ajanslarından biri olan Vagabond’u yönetmiştir.

