Depar

Ayşe Balgay     |  

Depar

Konunun futbol olacağını düşündüyseniz yanıldınız…

Benim gibi ellili yaşlarında olanlar durup düşündükçe hayatımızın müthiş bir dönüşüme tanıklık ettiğini, tarihsel dönüşümlerden geçtiğimizi görüyoruz.

O kadar çok şey değişti ki beni en çok şaşırtan değişim nedir diye kendime sorduğumda kadın ve erkeğin gelişimi arasındaki fark diyorum. Bitmez tükenmez kadın erkek kıyaslamasını mı dersiniz ya da bana katılır mısınız? Ama hadi gelin birlikte karar verelim.

Lise de olduğum zamanlar Türkiye’ de feminizmin nispeten sesini gür çıkarmaya başladığı yıllardı.

Feminizmi, kadınların haklarını tanıyarak bu hakların korunması amaçlayan bir örgüt olarak tanıdık.

Feminizmin geçmişine yolculuk yapmak gerekirse; gerekirse, ilk olarak sosyal gerekirse; Fourier (1772-1837) tarafından kadınlara gerekirse; özgürlük olarak ortaya atıyor. 

Modern anlamda bir felsefe ve bir hareket olarak feminizmin kökenini ise; kadının eğitimi hakkını savunan Lady Mary Wortley Montagu ve Marquis de Condorcet gibi özgür düşünürlerin de içinde yer aldığı Aydınlanma dönemine götürmektedir.

1770’lerden 1990’lı yıllara kadar dünyanın birçok yerinde eğitimden, sağlığa, güvenlikten, bilişime kadar kadınlar seslerini daha gür çıkarmaya, biz de varız sesleri ile daha da görünür olmaya çalıştılar. 1990’lı yıllarda ise artık uluslararası kurullarda da haklar standartlaştırılmış tanımlara oturtuldu.

Kadın dünyanın birçok kültüründe kendisine biçilen hayatı sorgular hale geldi. Statüko her yerde kendi hegemonyasını devam ettirmek için kararlı olsa da kadının fendi statükoyu yendi. Statükonun kendisini koymak istediği yere geri dönmek istemedi.

Özgürlüğüne, kendi hayallerine bağlılığının savaşını verdi. Gücünün farkına vardı ve gücünü daha çok göstermekten de çekinmedi.

Toplumun cinsiyet normlarını reddederek, arzu nesnesi olma ya reddederek, arzu açlığı çeken profilinin savaşını vererek kendi istediği mutlu hayatın peşinden giden, ne istediğini bilen, sevgiyi ve aşkı da kendi istediği gibi yönlendirip reddederek, arzu ile cam tavanları kırdı.

Kadınların güçlenme hikayeleri diğer kadınlar için de umut vaat eder hale geldi. Bu hikayeler her sektörden toplumun her katmanından geldi. Ben de yapabilirim duygusu tam olarak böyle gelişti. Biz sadece çocuklarına bakan, tarlada çalışan değil, erkek gücü ile yapılabileceği düşünülen sanayi sektöründe usta, uzun yol şoförlüğü, inşaatlarda usta, gemi kaptanlığı, uçak pilotluğu gibi her erkek gücü hikayeleri duyduk.

Peki bu zaman diliminde erkeğin gelişimi nereden nereye geldi diye bakarsak, hayretler içerisinde kalacak, bir erkekte inanılmaz gelişme diyebileceğimiz gözlemimiz var mı derseniz benim açımdan yok. Erkekte nasıl bir değişim olursa bizi çok şaşırtırdı. Sanıyorum duygusal zekâ dediğimiz, duygular yönünden gelişmiş erkek bizi çok şaşırtırdı. Acaba erkek yapısı bunun savaşını vermek gereği duymadığından mı gelişmesi bu konularda zayıf kalıyor.

Nadir örnekler ebetteki kaideyi bozmaz, dünya genelinde tüm toplumlarda hayatın tüm aşamalarında görülebilecek nitelikte bir değişimi kastediyorum.

Ben tespiti yaptım kalanı erkeklere bıraktım. Hadi düşünün ve bize anlatmayı deneyin.

Ayse Balgay 150x150
Ayşe Balgay
Danışman

1974 doğumlu olan Ayşe Balgay Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünden mezun olmuştur. 1996 yılında Şekerbank İstanbul Karaköy Merkez Şube Pazarlama bölümünde MT olarak çalışma hayatına başlamış, 1998 yılında Şeker Leasing A.Ş.’nin kuruluşu aşamasında yapılan teklif ile çalışma hayatına Leasing Kredi Tahsis ve İzleme departmanında devam etmiştir.

(Ayrıntı için tıklayın...)

Yorumlar devre dışıdır