Cok calisiyoruz

Dilek Kanlı     |  

Çok Çalışıyoruz…

Kendimi bildim bileli iş hayatında en sık duyduğum cümlelerden biri şu: “Çok çalışıyorum, kendime zaman ayıramıyorum.

Toplantılar arka arkaya, e-postalar, telefonlar, whatsapp hiç bitmiyor. Sürekli bir yerlere, bir şeylere yetişmeye çalışıyoruz. Gün sonunda ise genellikle yorgunuz, çoğu zaman da tükenmiş…

Peki soru şu: Bu kadar emeğin karşılığında yeterli takdiri alıyor muyuz?
Bir adım daha ileri gideyim: Başarıyı neye göre tanımlıyoruz?

Meşgul Olmak ≠ Başarılı Olmak

Modern ofis hayatında boş kalmamak neredeyse bir erdem haline geldi.
Takvim doluysa, telefon susmuyorsa, geç saatlere kadar çalışılıyorsa elimizden geleni fazlasıyla yapıyoruz diye düşünüyoruz. O yüzden de yapıcı bile olsa en ufak bir eleştiriye dahi tahammül gösteremiyoruz.

Oysa meşgul olmak, her zaman doğru işe odaklandığımız anlamına gelmiyor.
Çoğu zaman “acil olanı” “önemli olanın” önüne koyuyor, günün sonunda da asıl değer yaratan işlere ve emeğimizin hakkını verecek iletişime ne kadar zaman ayırdığımızı hatırlayamıyoruz.

Gerçek başarı sadece çok çalışmak değildir.

Başarıyı getiren şeyler çoğu zaman şunlardır:

  • Hedefi doğru belirlemek, planlı çalışmak ve işlere gerektiği kadar zaman ayırmak,
  • Sakin kalabilmek ve alınan kararların ne sonuç doğurduğunu net biçimde görebilmek,
  • Başarıyı takdir etmek, başarısızlıkla yüzleşip ders çıkarabilmek,
  • İş kadar ilişki yönetimine de önem verebilmek.

Yani başarı, sadece hareket değil; nereye gittiğini bilmek, neden gittiğini anlayabilmek ve gerektiğinde durup yön değiştirebilmektir.

İş hayatında sıkça karşılaştığım durumlardan biri de şu:
İşe boğulmuş bir yönetici, kendi ekibi canla başla çalışırken başka bir bölümün yöneticisinin ekibiyle sık sık “goygoy” yaptığını görüyor ve ciddi bir haksızlığa uğramışlık hissi yaşıyor.

Ama belki de mesele, kimin daha çok çalıştığı değildir. Belki de mesele, neyi başarı saydığımızdır…

Bir ekip daha az çalışıyor gibi görünüyor olabilir. Ama iletişimleri daha güçlü, motivasyonları daha yüksek, ilişkileri daha sağlıklıysa; uzun vadede ortaya çıkan sonuç çok daha kalıcı olabilir.

Belki de asıl soru şu olmalı: Başarıyı doğru mu tanımlıyoruz?

Gerçek başarı;

  • Daha çok yorulmakta değil,
  • Daha doğru kararlar alabilmekte ve bunu sürdürülebilir kılmakta gizli.

Ve bazen, o kadar çok çalışmak yerine biraz durmak, bakmak, anlamak bizi daha ileri taşır.

Dilek Kanlı
Dilek Kanlı
Danışman, Eğitmen & Koç

1971 Gaziantep doğumlu Dilek Kanlı, İstanbul Üniversitesi işletme Fakültesi mezuniyetinden sonra Bankacılık hayatına Gaziantep’te başlamıştır. Demirbank Gaziantep Şubesinde çalışırken “Değişim Projesi” adı altında yürütülen, aslında günümüzün “agile” olarak tanımlanan yönetim modeline en hızlı uyum sağlayan ekip liderliği başarısı ile birlikte Genel Müdürlük Kurumsal Bankacılık bölümüne geçmiştir. Bankacılık hayatı boyunca birçok strateji ve organizasyonel değişimde yer alarak Demirbank-HSBC, Oyakbank-ING ve en sonunda da TEB-Fortis birleşmelerinde aktif rol oynamıştır.

(Devamı için Tıklayınız)

Yorumlar devre dışıdır