Bir film anatomisi

Alp Met     |  

Bir Film Anatomisi

İranlı yönetmen Asghar Faradi’nin Ayrılık (A Separation) filmi muhteşem bir başyapıt. Altın küre, Oscar ve Altın Ayı dahil uluslararası 70 ödül 120 adaylık.

Film daha ilk mahkeme sahnesinden itibaren şunu hissettirir: Karar verilene kadar gerçek tek değildir. Her anlatı kendi içinde tutarlıdır. Herkesin söyleyecek haklı bir cümlesi vardır. Tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi.

Hayatta da çoğu zaman mesele “doğru”nun ne olduğu değil, doğru gibi duran birden fazla hikâyenin aynı anda var olmasıdır. Her bakış açısına göre hakikat değişir.

Filmde kimse melek veya şeytan değildir. Seyirci hâkim koltuğuna oturur ama hüküm vermek için değil, sadece izlemek ve düşünmek için. Bu durum yorucudur da aynı zamanda.

Geveze Show’da duyup anımsadığım ve daha önce yüzeysel bilgiye sahip olduğum bir kavram: “süperpozisyon” dan söz edeceğim. Kuantum fiziğinden gelen bu kavram, bir sistemin ölçülene kadar birden fazla durumda aynı anda bulunabileceğini söyler. Elektron hem buradadır hem orada hem dalgadır hem parçacık. Ta ki bakana, ölçene, karar verene kadar.

Bu mantık aynı zamanda psikolojiye de bir şekilde temas ediyor. İki farklı kararın sonuçlarını aynı anda düşünür değerlendiririz. Bir insana hem kızar hem bağlanırız. Bir işi hem doğru bulur hem de kaçmak isteriz. Zihin, karar anına kadar bu çelişkileri aynı anda taşır. Bu bir zayıflık değil; bir olasılıklar hâlini aynı anda yaşamaktır.

Carl Gustav Jung’un yıllar önce söylediği de tam olarak budur. İnsan tek bir kimlikten ibaret değildir. Persona vardır, gölge vardır. Bilinçli olanla bastırılmış olan aynı anda yaşar. İnsan, kendi içindeki karşıtlıkları taşıyabildiği kadar insan olur.

Peki bu hâl -mesela iş dünyasında- neden bu kadar yorucudur? Çünkü zihnimiz ve bedenimiz, bilişsel çelişkide uzun süre kalmaya evrimleşmemiştir. Avcı–toplayıcı dünyada belirsizlik ölüm demekti. Ya kaçacaktın ya savaşacaktın. Kararsızlık hayatta kalma şansı bırakmazdı. Bugün ise iş dünyası bizden aynı anda hem büyümeyi hem küçülmeyi hem insan odaklı hem sert olmayı hem uzun vadeli vizyonu hem kısa vadeli sonuçları düşünmemizi istiyor.

Üstelik bu hâlde dopamin de salgılanmıyor. Dopamin netlik, sonuç ve kapanışla ilişkilidir. Belirsizlik uzadıkça zihin çalışır ama ödül kimyası devreye girmez. Bu yüzden bilişsel çelişkide kalmak sadece zihinsel değil, bedensel olarak da yorucudur. “Karar yorgunluğu” dediğimiz şey tam olarak budur.

Ve belki de bu yüzden Ayrılık bu kadar sahici. Çünkü filmin yaratıcısı Asghar Farhadi de tıpkı ülkesi gibi bir süperpozisyonda duruyor. Bugünün İran’ı da bir arayış içinde. Farhadi de ne rejimin yanlısı ne de yasaklı. Tam arafta.

Belki de bazı hikâyeler ancak böyle anlatılabiliyor. Çünkü karar verilene kadar gerçek tek değil. Ve bazı filmler, tıpkı hayat gibi, bizi karara değil süperpozisyona yani düşünmeye davet ediyor.

Alp Met 150x150
Alp Met
Danışman & Koç

Alp Met, 30 yılın üzerindeki profesyonel kariyer yaşamında; Koç Topluluğu ve Turkcell Grubu’nda başta satış olmak üzere, pazarlama, kurumsal iletişim ve müşteri hizmetleri alanlarında orta ve üst düzey yöneticilikler yapmıştır.

Met, Profesyonel kariyerinin yanısıra;2016 yılından bu yana kendisinin geliştirmiş olduğu TED konuşmaları, nöro marketing ve hikâye anlatımı prensipleri üzerine yapılandırılmış “Hikâye Anlatıcılığı ile İkna Edici Sunum Atölyesi” eğitim programını gerçekleştirmektedir.

(Devamı için Tıklayınız)

Yorumlar devre dışıdır