Bilmek ve Bilmemek
İnsanları; bilememek, yapamamak birleştirir.
Biliyorum dedikçe yalnızlaşır, yapıyorum dedikçe ıssızlaşırsın. Sen “yükseklere” çıktıkça ortam soğur, tenhalaşır, “farklı” olmanın bedelini yaşarsın.
Karşına çıkanlar da yine “yapanlar” ve “bilenler” olur. Onlarla rekabet eder, içindeki eksiklik ve yetersizlik hissinin verdiği acıyı kapatmak istedikçe daha da bilir ve yapar olursun.
Oysa bilenin ve yapanın sen olmadığını kabul ettiğinde bir ferahlama, bir sıcaklık kaplar içini. Karanlığın içinde senin gibi, yapamayan ve bilemeyen birinin dokunuşunu hissedersin. Acizliğin verdiği yakınlık bir anda kenetler birbirinizi, yapamadıklarına, bilemediklerine gülersin.
Yakın arkadaşlıklar hep yapamamakla, bilememekle kurulur. Acizliklerini paylaştıkça güçlenirsin. Karşında kendini gördükçe çözülür, hiçliğe karışırsın. Karıştıkça evrende genişler, onunla bir ve her şey olursun.
İşte o anda başlar gerçekten bilebilmek ve yapabilmek. Artık “sen” yoktur. Aracılık vardır, hizmet vardır, sıfatlar ve marifet vardır. Menfaatçilikten çıkıp maslahatçılar arasına o zaman katılırsın.
Birliğin içinde eridikçe farkını ortaya koyarsın.
Tevazu ile eğilir, fakr ile doğrulursun.
İnsanları yapamamak ve bilememek birleştirir.
Bilene bıraktıkça hakiki dost ile ihya olursun.

1984 doğumlu olan Acar, Galatasaray Lisesi’nin ardından ODTÜ İnşaat Mühendisliği’ni ve University of Reading’de Proje Yönetimi yüksek lisansını tamamlamıştır.
Enerji verimliliği, sürdürülebilir şehirler, ekolojik yapılar ve sürdürülebilir yaşam konularında çeşitli projelerde ve ortaklıklarda bulunmuş, Londra bazlı kuruluşlarda İklim Değişikliği konusunda iş geliştirici olarak çalışmıştır. Acar, çeşitli firmalarda sürdürülebilir bina danışmanlığı yapmış, tarım ve bütüncül sağlık üzerine girişimlerde bulunmuştur. (Devamı için Tıklayınız)

