Hayat guzeldir

Alp Met     |  

Hayat Güzeldir

Hayat Güzeldir’deki Guido’nun yaptığını unutmak kolay değil. Toplama kampının dehşetini küçük oğluna bir oyun gibi anlatır. Gerçeği değiştiremez. Ama bir şeyi yapar: o ortamın açacağı yarayı “anlam” ile hafifletmeye çalışır.
Belki insanın en büyük mahareti de budur bir şeyi kontrol edemediğinde bile, kalan zamanında onunla nasıl yaşayabileceğini bulması.

Bunu görebilmek için zaman algımızı genişletmek gerekir. Çünkü biz özümüz gereği güncelde yaşarız ve güncel olan her şey kalıcı görünür.

Bugün de biraz böyle bir çağdan geçiyoruz. Binyıllar boyu düzeni taşıyan sistemlerin sarsıldığını hissediyoruz.

Eğitim, bordrolu çalışma hayatı, evlilik ve demokrasi… Bunların her biri kusurlu da olsa bir denge üretiyordu; hâlâ üretiyor. Ama eskisi gibi tam işe yaramıyor. Aslında bu sistemler hep bir dönüşüm içinde oldu.
İnsanlık tarihi böyle bir adaptasyon tarihidir.

Güneşe, aya, toprağa tapılan dönemlerden tek tanrılı dinlere geçiş bir gecede olmadı. Sonra hukuku, yurttaşlığı, temsili ve demokrasiyi inşa etti. Bilgiyi yüzyıllarca dar çevrelerde tuttu; sonra matbaa ve üniversiteyle geniş kitlelere açtı. Eski denge bozulduğunda dünya bitmedi; yeni bir denge arayışı başladı.

Bugün de aynı süreç işliyor. Eğitim sistemi sarsılıyor ama öğrenme ihtiyacı bitmiyor. Bordrolu hayat eski güveni vermiyor ama emek ve güvenlik ihtiyacı yerinde. Evlilik dönüşüyor ama yakınlık ve ait olma arzusu kaybolmuyor.

Demokrasi bazen yara alıyor ama ona olan ihtiyacı ortadan kalkmıyor. Yıkılan şey çoğu zaman ihtiyacın kendisi değil; o ihtiyacı taşıyan eski form.

İnsan bu ara dönemde boşlukta durmuyor. Kimi spiritüelizme yöneliyor, kimi küçük topluluklara, seçilmiş ailelere, yerel bağlara sığınıyor. Kimi her şeyi kontrol edemeyeceğini kabul ederek iç dengesini korumaya çalışıyor. Bunlar kusursuz çözümler değil; ama belki yeni dengenin ilk işaretleri.

Doğa aşırılığı uzun süre taşımaz. İnsan da taşıyamaz. Her bozulan denge, er ya da geç kendine yeni bir biçim arar. Asıl mesele, neyin çöktüğünü görmek kadar, neyin form değiştirerek yaşatılmaya değer olduğunu unutmamaktır.

Annemin domates salçası asırlardır aynı teknikle üretiliyor ve biz hâlâ onu tercih ediyoruz. Bir flüt sanatçısının enstrümanı çok az değişime uğradı.

Böyle zamanlarda bize düşen ne kör bir nostalji ne de kolay bir umutsuzluk. Öğrenmeyi bırakmamak, küçük ama sahici bağlar kurmak, anlam arayışını küçümsememek. Büyük sistemler sallanırken insanın elinde yine de bir şey kalır: kalan ömrünü nasıl yaşayacağı.

Guido diğer mahkûmlar gibi de yaşayabilirdi. Ama “anlam”, onlarla arasındaki farktı.

Alp Met 150x150
Alp Met
Danışman & Koç

Alp Met, 30 yılın üzerindeki profesyonel kariyer yaşamında; Koç Topluluğu ve Turkcell Grubu’nda başta satış olmak üzere, pazarlama, kurumsal iletişim ve müşteri hizmetleri alanlarında orta ve üst düzey yöneticilikler yapmıştır.

Met, Profesyonel kariyerinin yanısıra;2016 yılından bu yana kendisinin geliştirmiş olduğu TED konuşmaları, nöro marketing ve hikâye anlatımı prensipleri üzerine yapılandırılmış “Hikâye Anlatıcılığı ile İkna Edici Sunum Atölyesi” eğitim programını gerçekleştirmektedir.

(Devamı için Tıklayınız)

Yorumlar devre dışıdır